|
Tekbir Giyim dile kolay tam 8 kardeşin birlikte yönettiği bir kurum. Başta Mustafa Bey olmak üzere, Recai, Cafer, Necip, Sadrettin, Müfrettin, Bayram ve Şaban Karaduman kardeşler. Daha iki kardeşin bile kurdukları şirketi yürütemedikleri ve kısa sürede dağılan binlerce örnek var iken, Tekbir nasıl oldu da 25 yılı aşarak bu günlere kadar geldi? Bu sorunun cevabını ise kutlamalar sırasında Cafer Bey’in yaptığı konuşmalardan çok iyi anladık. Cafer Bey duygulu, dokunaklı olarak başladığı konuşmasında öncelikle babalarının bir sözünü hiç unutmadıklarını belirtti, içine akıttığı göz yaşlarıyla beraber. İstanbul Fatih’te bundan tam 25 yıl önce kurulan atölye Mustafa Bey’in gayretleriyle yürütülürken, babaları Cafer’i de gönderir yanlarına ve der ki “Git kardeşlerine sahip çık. Kurda kuşa yem etme oralarda.” “Yani birlik ve beraberlik içinde olun, birbirinizden ayrılmayın” demek ister babaları. Karaduman kardeşler de bu sözü iyi tutmuş olmalı ki, bugünlere kadar gelmişler. Öyle ya, çoğu kurulan aile şirketlerinin ömürleri yapılan araştırmalarda 5 yıl olarak tesbit edilmiş. Tekbir ise bu rakamı 5’e katlamış şimdilik. Son zamanlarda şirket toplantılarında dikkatimi çeken bir şey var. Özellikle son 15 yıl içinde yaşanan olaylar, 28 Şubat darbesi başta olmak üzere, depremler ve ardından ekonomik krizlerin şirketleri nasıl etkilediği ve bu badireleri atlatıp hala dimdik ayakta kalabilmeleri. Şirket sahipleri ve yöneticileri bu tecrüblerini anlatırken sanki o yılları yeniden yaşıyor gibi heyacanlanıyorlar. Zor durumların üstüne gidebilmeleri, olayların ve şartların kendilerini yönlendirmelerinden çok, bu şartlara uyum sağlayarak zorlukları fırsatlara dönüştürebilmeleri. Birçok firma böyle zamanlarda küçülerek ayakta kalmaya çalışmış, fakat başaramamışlar. Büyümeyi tercih edenler ise yatırıma ağırlık vererek, tüketici odaklı çalışarak ayakta kaldılar. Faizden ve kredilerden uzak duranlar da, reklama ağırlık vererek kalitesini yükseltenler de, yani daha profesyonel davrananlar büyümelerini katladılar. Cafer Bey Tekbir’in bu krizli dönemleri atlatırken çok zorluklarla karşılaştıklarını örneklerle anlattı. Ve şimdi 25 yılı devirip 25 mağazaya ulaştıklarına işaret etti. 25 şube, 25 bayi ve 1200 kişilik bir istihdam, 2.7 trilyonluk bir meblağa ulaştıklarını açıkladı. Son zamanlarda kendi sektörlerinde yer alan çoğu büyük firmanın Çin’e giderek üretimlerini oraya kaydırdıklarına da dikkat çekti. Ve onların gitmelerine de hak veriyor aynı zamanda. Çünkü en başta işçilik maliyetleri oralarda 50-100 dolar civarında. Diğer enerji, vergi, yatırım istisnaları da işadamını cezbediyor. Tekbir’in ise mümkün olduğunca böyle bir düşünceye uzak durduğunu, çünkü öncelikle çalışanlarına karşı sorumluluklarından kaçamayacaklarını, fakat bir krizinde sinsi sinsi yaklaşmakta olduğunu ifade ettiler. Önümüzdeki yıllarda bekleyip göreceğiz, Türkiye’de neler yaşanacak. Cafer Bey son olarak Tekbir’in hedeflerinden bahsetti: 2010’da 50 şube, 2500 çalışan ve 2015’de 100 şube ve 5 bin çalışan. Bizden başarı dilemek kalıyor. Gerisi ise Cafer Bey’in dediği gibi “En iyi olan ayakta kalacak.” Çin konusuna da değinen Cafer Karaduman bakın Çin’i nasıl değerlendiriyor: “Liberal ekonomi dediler. İçinden ÇİN çıktı. Cinden daha beter bir Çin. Birinin ölümünün diğerinin yaşaması demek olan bir sistem. Ceylanı avlayan aslan yaşıyor, ceylan ölüyor. Ama hayat devam ediyor.”
Milli Gazete Celil ÇAKIR 18/03/2007 |